sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

3 kişi kendisini tutuyor, 0 arkadaşı var.


23.03.1983 doğumlu, 28 yaşında. kişi olarak insan !!! olarak çalışıyor.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. nietzsche

    nietzsche

    3231 üyesi var. üyelik serbest.
  2. Led Zeppelin

    Led Zeppelin

    471 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  3. sosyoloji

    sosyoloji

    389 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  4. Susam Sokağı

    Susam Sokağı

    785 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  5. niyetsiz sözlük

    niyetsiz sözlük

    318 üyesi var. üyelik serbest.
  6. çocukgelişimi

    çocukgelişimi

    25 üyesi var. üyelik serbest.

pettie beurre panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

AKP’nin Kürt açılımı ile ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik planları uyum içinde midir?
Evet, öyledir!
ABD ve genel olarak NATO, Afganistan’daki savaşı kaybetmek üzere… Bu nedenle ABD, Obama’nın seçilmeden önce de söylediği gibi, Irak’tan çekilecek ve Afganistan’a ek asker gönderecek.
Barzani ve Talabani, ABD’nin çekilme planının ertelenmesini istediler. ABD askerlerinin büyük oranda çekilmesinin ardından Araplarla Kürtler arasında savaş kaçınılmaz görünüyor. ABD, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki Kürtlerin “hamisi” olmasını istiyor. Türkiye, böylece, etkinliğini Ortadoğu’da daha da yayacaktır.
Türkiye, bu nedenle, “içerdeki” Kürtlerle ilişkisini yumuşatmak zorundadır.
MGK de bu plana doğal olarak sempatiyle yaklaşıyor.
Bu plan hem ABD’nin hem de Türkiye burjuvazisinin çıkarınadır.
Türkiye, Kuzey Irak’ta çıkan petrolün kendi toprakları üzerinden ihracatına onay vererek, Bağdat Hükümeti’ne gereken mesajı zaten vermiş durumdadır.
Bu durumda sosyalistlerin ne yapması gerekir?
Başlıca üç yaklaşımdan söz edilebilir:
Birincisi: Kendisine ulusalcılar diyen nasyonal sosyalistlerin yaklaşımıdır. Bu yaklaşıma göre, bu plan reddedilmelidir. Hükümetin “Kurt acilimi” bir “ABD açılımı” dır ve bu nedenle de reddedilmelidir.
Bu belirlemenin ardından, Kurt sorununun nasıl çözülmesi gerektiği üzerine değişik saptamalar sıralanmaktadır.
İkincisi: Acilimi kayıtsız şartsız destekleyen kesimdir.
Üçüncüsü: Açılımın Türkiye’nin alt emperyalizm ve bölgesel güç olmak konumunu pekiştirmekle olan ilişkisini bilen ve bu acilimin içeriğini kendisine uygun şekilde doldurmak isteyen kesimdir. Açılıma karşı değiliz, destekliyoruz. Bu acilimin gerçek nedenlerini biliyoruz ve acilimin içeriğini bu nedenlerin gerektirdiklerinin ötesine götürmeye çalışıyoruz.
Politika, yapmaktır. Politika, “biz şöyle istiyoruz” diye istekler belirtmekten ibaret değildir. Bunları nasıl yapacaksın? Bu konuda en azından uygulanabilir gibi görünen bir plana sahip değilseniz, bağırıp çağırmaktan öteye gidemezsiniz.
Dünyada ve bulunduğunuz bölgede yalnız değilsiniz. Bu nedenle, isteklerinizi diğer güçlerin hareket tarzlarını dikkate alarak, onların arasından geçerek hayata geçirmek zorundasınız.
Bu ülkede akan kanın durmasını, Kurt halkının en azından kültürel haklarını
serbestçe kullanabilmesini herkes istiyor. Tıpkı genel olarak özgürlük, eşitlik ve sosyal adaleti herkesin istediği gibi…
İstiyor da nasıl istiyor? Hangi içerikte istiyor? Farklılık da burada ortaya çıkıyor.
Emperyalist bir güç, kendi anlayışına göre özgürlük istediğinde, yapılacak olan özgürlüğe karşı çıkmak değil, içeriğini farklı tarzda doldurmaya çalışmaktır.
Tarihten iki örnek verelim:
Yunanistan 1830 yılında Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazandı. Bu bağımsızlığın sağlanmasında zamanın en büyük sömürgeci devleti İngiltere’nin önemli payı vardır. İki sömürgeci devlet, İngiltere ve Osmanlı arasındaki çelişkiler, o dönemde Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanması için uygun koşullar ortaya çıkarmıştı.
Yunanistan’daki herhangi bir gücün, ne o donemde ne de daha sonra, “sömürgecilerin sayesinde en azından politik olarak bağımsız bir devlet olmayı istemiyoruz” dediklerini hiç duymadım.
İkinci örnek, Bulgaristan’la ilgilidir. Bu ülke, 1878’de yine Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazandı. Bu bağımsızlıkta “Plevne Savaş”ını da içeren bir dizi muharebede Osmanlı ordusunu yenen Çarlık Rusya'sının büyük rolü vardır.
Bulgaristan, bu nedenle, hem burjuva iktidarları döneminde hem de sosyalist donemde Çarlık Rusya'sının, sonra SSCB’nin daha sonra da Rusya Federasyonu’nun dostu olarak kalmış, aralarındaki ilişkiler her zaman iyi olmuştur.
Hiçbir Bulgar sosyalistinin “sömürgeci Çarlık Rusya'sı sayesinde bağımsızlık kazanmamalıydık” dediğini duymadım.
Zamanın sömürgeci devletleri sayesinde olsa da, ortaya çıkan, daha ileri bir aşamadır. Sosyaliste düşen, bunu daha ileri götürmek için çalışmaktır, yoksa bu aşamayı reddetmek değil.
Türkiye sosyalistlerinin ilk kesiminin tutumuna baktığınızda, bu kesimle Atatürkçülük, Cumhuriyetçilik ve ırkçılık arasındaki bağlantıyı açık olarak görebiliyorsunuz.
Bu kesimin önemli isimlerinden Mümtaz Soysal, “Türkiye’deki Kürtlerin Irak’a sürülmelerini, oradaki Türkmenlerin de Türkiye’ye getirilmesini ve böylece de sorunun çözülmesini” savunabiliyor.
Bunun adına, “21. yüzyıl koşullarındaki etnik temizlik” de denilebilir.
O Mümtaz Soysal ki, 12 Mart 1971’de SBF dekanıydı ve okulu basmaya gelen polislerin önüne çıkıp, “buraya faşistler giremez” diyerek kapıyı tutmaya çalışmıştı.
40 yıl öncesindeki İlhan Selçuk için de –politik bazı eleştirilerin ötesinde- olumsuz bir belirleme yapamazsınız.
Başka isimler de sayılabilir…
Bu ülkede insanların 40 yıl önce ne oldukları değil, son dönemde ne oldukları önemlidir. 40 yıl öncesinin önemli isimleri bugün MHP ile ayni ağızdan konuşabiliyorlar. Solculukları, sosyalistlikleri 40 yıl öncesine aittir, bugüne ait değildir.

pettie beurre   15 Eylül 2009 00:10  

Fransa'da sol düşüncenin en tanınmış isimlerinden biri olan düşünür ve gazeteci Bernard Henri-Levy, Sosyalist Parti'nin öldüğünü ve bir an önce dağıtılması gerektiğini söyledi. Levy, Sosyalist Parti'nin, yenildiği son genel seçimlerden beri kamuoyunun desteğini daha da yitirdiğini ve kendisinin de yıllardır sadık kaldığı bu partiye artık sırt çevireceğini belirtti. Parti içi kavgaları ile ünlü olan Sosyalist Parti'deki tartışmalar, geçen ayki Avrupa Parlamentosu seçimlerinden beri hızlandı. Bu seçimlerde 30 yıldır ilk defa iktidar partisinin ilk sırada çıkması, Martine Aubry yönetimine çeşitli cephelerden gelen eleştirilerin artmasına yol açmıştı. Fransa'da Sosyalist Parti 1995'ten beri cumhurbaşkanı çıkaramıyor.
Bernard Henri-Levy, açıklamaları hakkında BBC’nin sorularını yanıtladı.
BBC: Sosyalist Parti’ye böylesi bir saldırıyı neden gerekli gördünüz?
Levy: Çünkü bu partinin öldüğü gerçeğinin artık kabul edilmesini istiyorum. Bir siyasi kuruluş öldüğü zaman, ondan kurtulmalı ve yerine yenisini inşa etmeliyiz. Ben de bunu sağlamak istiyorum.
BBC: Ama Fransa'da Sosyalist Parti hala hayatta ve seçimleri kazanamasa bile, önemli oranda oy alıyor. Örneğin iki yıl önceki seçimlerde 186 milletvekili ve 111 Senatör çıkarmışlardı.
Levy: Sorun Fransa'da önemli oranda oy almak değil, sorun zafer kazanmak. Sorun, Sarkozy'nin koltuğunu ele geçirmek. Sorun, Fransa'yı yönetmek. Ve Fransa'yı yönetmek için yüzde 49 oy yetmiyor. Ben, Sosyalist Parti'nin şimdiki haliyle bir daha asla zafer kazanamayacağını söylüyorum. Asla, asla, asla! Bunun da çok basit bir sebebi var: Partinin liderleri, yalnızca parti hiyerarşisi üzerindeki iktidarlarıyla ilgileniyor. Bundan 20 yıl önce, Komünist Parti'de başlayan çöküş sürecini hatırlatıyor bana bu. Senaryo aynı, sinyaller aynı, söylem aynı. Komünist Parti de bundan 30 yıl önce her üç seçmenden birinin oyuna sahipti. Yüzde 30 desteği vardı! Bugünse yüzde 3 ya da 4'te geziyor bu destek.
BBC: Peki siz ne öneriyorsunuz?
Levy: Bir solcu olarak, alternatif arayan bir insan olarak, Sarkozy o koltukta sonsuza dek oturmayacağına göre, Sosyalist Parti'nin küllerinden yeni bir gücün doğmasını istiyorum. Anglo-Sakson tarzı, ABD ya da İngiltere'de olduğu gibi demokrat, gerçek anlamda ilerici bir parti olmalı bu. Fransa'daki tüm Sosyalistler neden bahsettiğimi gayet iyi anlıyor. Kimse açıkça söylemiyor. Edgar Allan Poe'nun "Çalınan Mektup" hikayesinde olduğu gibi masanın üzerinde öylece duruyor bu gerçek. Herkes de orada olduğunu biliyor ve birisinin bunu dile getirmesi gerekiyor. Ben elimden geldiğince bunu yapmaya çalıştım.

pettie beurre   15 Eylül 2009 00:10  

pettie beurre   01 Mart 2009 21:43  

pettie beurre   22 Şubat 2009 01:23  

pettie beurre   22 Şubat 2009 01:22  

pettie beurre   22 Şubat 2009 01:21  

Soruşturmanın adı ergenekon olmaktan çıktı ilk idda namede geçen ve dava ya verilen isimdi şimdi bu davanın ismini ne koyabileceklerini savcılar bile kestiremyordur, bir ülkede toplum yeterli bilince sahip değilse ki günümüz şartlarında, kapitalizmin her kaleyi ele geçirdiği bir konumda her sistem ve mekanizma kendini korumak için ve oy avcılığı yapmak için olayları ve geçmişte yapılanları yargılaya bilme gücüne sahip olduğunu hissettiğinde kendine pay çıkarma sanki bütün herşeyi kendi gerçekleştiriyormuş gibi bir çaba içerisine girecektir. Günümüzde bulunan adaletsiz ortamdan çıkmanın ve sosyalizmin galip gelmesinin tek yolu mevcut güçlere ve sisteme karşı silahla mücadele ile olur bu ergenekon yapılanmasının sosyalizmin kazanılması ve kapitalist sistemin yıkılması için yapılan bir yapılanma olmasını bulunan cephanelerin bu gerilla savaşında kullanılmak üzere saklanmış olmasını çok isterdim ancak bu yapılanma 70-80 döneminde gençleri dolduruşa getirip destekleyeceklerini söyleyip daha sonra sistemin önüne yem diye adan düzenbaz satıcıların bir yapılanmasından başka birşey değildir bu insanların ve yapılanmanın bulup sorgulanamsı devletin yaptıklarıyla yüzleşmesi ve bunları halkına anlatmasını isterdim ancak bu dava bu şekilde sonuçlanmayacak malesef akp herşey üzerinden siyaset yaparak oy kapma adına bu davayada gölge düşürecektir. akp din üzerinden siyaset yaptı etnik kimlik üzerinden siyaset yaptı hatta başbakan çıktı işçi haklarından sendikal haklardan dem vurdu oy alabilmek için inanmadığı savunmadığı şeyleri bile söyledi bu kadar kaygan kaypak bir zemine oturmuş bir siyaset anlayışı olamaz bu kadar vasıfsız siyaset yapılamaz inanansı gelmiyor insanın oy alabilmek için dem vurmadığı siyasi hareket kalmadı neyse konu başka bir tarafa kaydı ancak şu bilinmelidir ki bu davadan hiçbirşey çıkmayacaktır tutuklananlara gelince vatandaşla herkes aynı hakalara sahip olmalıdır ben başkanın cumhurbaşkanın bile gerektiğinde sorgulandığı bir hukuk sistemi herbir vatandaşın konumu ve mevkisi ne olursa olsun eşit olduğu bir hukuk sistemi olsun istiyorum kimse benden vatandaştan daha fazla hakka sahip olamaz ...

pettie beurre   13 Ocak 2009 23:59  

duyguların düşünce, söz ve eylemde kontrolü

pettie beurre   12 Ocak 2009 23:49  

Bir milletin insanlığa karşı bitmeyen kin'i

pettie beurre   05 Ocak 2009 22:33  

"herkes anlayabildiği kadar yaşar ve anlayamadığı şeyleri umursamadan ölüp gider"

pettie beurre   05 Ocak 2009 21:13  

BLOG pettie beurre rss kaynağı

adresi: http://pettie-beurre.sosyomat.com/blog
0 yorum var - 15 Eylül 2009 00:35 yazılmış
0 yorum var - 14 Ocak 2009 00:01 yazılmış
0 yorum var - 12 Ocak 2009 00:54 yazılmış
0 yorum var - 04 Ocak 2009 13:07 yazılmış


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage